Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Widget HTML #1

SULTAN BEYAZITIN KADI'LARI YAKTIRMASI



BÖLÜM 61-62 

SULTAN BEYAZITIN KADI'LARI YAKTIRMASI 

Niğbolu'yla Sillisire (Silistre)'yi fethetti. 
Sonra Mora tarafına gitti. 
Karafirye'ye gelince kendi orada kaldı ve dört bir yana akıncılar gönderdi. 

Yakıp bozdular ve harap ettiler. 
Çok çok fetihler yapıldı ve ganimetler alındı. 
Sonra Karafirye' de muhtaçlar için bir imaret yaptı. 
Oradan Edirne'ye geldi, burada da bir imaret yaptı. 

Şiir 

Arzu ve istekleri araştıran binlerce hayal gönülden geçer; 
Bunların kimisi gerçekleşir kimisi dilde söylenir. 

Kimisini dil söyleyince elle yapılır, bu da ülke halkının Ve boyların sürülmesine yol açar. 
Halkı ilinden ve aslından uzaklaştırır, o düğün ve ziyafetler, Neşeler, sevinçler yasa döner. 

Bayezid Han'ın Dispot'la neler yaptığını anlatır. 

Sırp gidince Bayezid Han ülkesine, "Benimdir." dedi. 
Vılkoğlu da padişaha pek çok armağanlada elçi gönderdi ve; "Taht da kutlu olsun." dedi. 

Ayrıca babasının ağzından bir mektup yazdı. 
Babasının bir güzel kızkardeşi vardı, Sırp'ın öz kızıydı ve bunu padişaha vermeyi kararlaştırmışlardı. 

Bayezid Han' a mektubunda, "Bundan sonra hizmetçini al götür, hizmet etsin." diye yazdı. 

Padişah' a gönderdiği elçi gelip haber verdi. 
Bunlar da cevabında, "
Kızı gönderin gelsin." dediler. 
Onlar da kızı gönderdiler. 
Gelip Bayezid Han'la buluştu ve maksat hasıl oldu. 

Ondan sonra kendi adetlerine göre ne hizmet varsa yerine getirdi. Ayrıca, "Devletli padişahtan kız kardeşim hizmetçine Semendire'yi sadaka etmeni isterim." dedi. 

Padişah bunun dileğini kabul ederek yanında Güvercinlik'i de verdi. Ama Nigeobrı'nı (Niğbolu) vermediler. 

Sonunda bu söz ve anlaşma üzerine kararlı bir şekilde duruldu.
Babası Vulk'un adıyla anılan bu kral, Osmanlı metinlerinde Vulukoğlu, Valıkoğlu, Vılıkoğlu veya Vılkoğlu biçiminde de geçer. 

İşte Timur tehlikesine kadar Bayezid Han sohbet işlerini, Ali Paşa'nın da yardımıyla Sırp kızından öğrendi. 

Şiir 

Şarap yanında, kebap da birlikte meclis kuruldu 
Kafir kızı geldi ve kadehler dolaştırıldı. 

Bu sohbette nasıl bir meclis kurulduysa, Ali Paşa, "Han'ım, bunlara iyi bak." dedi. 

Sultan Bayezıt'ın  şarap içmesine sebep olarak, Ali Paşa'yla kafir kızı gösterildi. 

Kafirlerle çok muameleler yapılmasına rağmen, 
Osman sülalesi bu zamana kadar içmemişti. 

Bir latife: 

Bu Osmanoğulları, bir sadık soydur. 
Bunlardan İslamiyet' e uymayan hiçbir hareket görülmemişti. Alimler bir şeye, "günah" demişse Osmanoğulları da ondan kaçarlardı. 

Orhan devrinde, Gazi Murad Han zamanındaki alimler, Çandarlı Halil' e gelinceye kadar haramdan uzak dururlar ve asla günah işlemezlerdi. 

Ne zaman ki Çandarlı Halil ve Türk Rüstem geldi, bunlara efendimiz dediler, ondan sonra işlere hile karıştı. 

Halil'in oğlu Ali Paşa vezir olunca bilgili insanlar çoğaldı. 
Bu Osmanoğulları, haramlara karşı katı davranan bir soy idi. 

Onlar gelince fetvaya, diru hükümlere hile karıştırdılar ve Allah korkusunu ortadan götürdüler. 

Hatta onların memleketinde eski parayla kimse alışveriş yapmaz, başka ülkelere de gitmezdi. 

Bu karar Ali Paşa zamanında bozuldu. 
Ali Paşa zevkine çok düşkün bir kişiydi. 
Yanında hukuk ve terbiye işleriyle görevli olanlar da o çeşit insanlardı. 
Kadıların harama yönelip haktan ayrıldıkları, günahları açıkça görülür oldu. 

Bunun üzerine bir gün Sultan Bayezid, "
Kadıları getirin." diye emredince harama ve haksızlığa başlamış pek çok kadı toplayıp getirdiler. 

Padişah bunları Yenişehir' de bir eve koydurdu ve "Gidin o evi ateşe verin, içinde ne kadar kadı varsa hep birlikte yansın." dedi. 

Ali Paşa bunların kurtulmasında şaşkın ve aciz kaldı.
 
Padişahın nedimleri arasında Maskara Arap adında biri vardı, Ali Paşa onu çağırda. 

Ona, "Eğer bu kadıları padişahtan kurtaracak olursan, sana çok mal vereceğim." dedi. 

Maskara Arap oradan kalkıp Sultan'ın huzuruna geldi ve "
Padişahım beni İstanbul' a elçiliğe gönder." dedi. 

Bunun üzerine Sultan, "Bire devletsiz Arap! 
Orada, İstanbul' da ne işin var?" diye sordu. 

Arap da, "Gideyim tekfurdan keşişler isteyeyim." cevabını verdi. Padişah bu söze karşı, "Bire keşişleri ne yapacaksın?" deyince, "Han'ım kadıları öldürelim de keşişler kadı olsun." dedi. 

Padişah tekrar, "Bire it Arap! Kadılığı keşişlere vereceğime kendi adamlarıma veririm." deyince Arap, "Senin adamların okumuş değildir, halbuki bu keşişler pek çok seneler okuyup dirsek çürütmüşlerdir." cevabını verdi. 

Sonra Bayezid Han, "
Ya bire Arap, iş nereye varır?" diye sorunca Arap, "
Sultanım! 
Onu padişahlar bilir. 
Onların hallerini, işlerini ve çeşitli hareketlerini." dedi. 

Sonra Bayezid Ali Paşa'yı davet edip, "
Ali bu kadıların hepsi okumuş mudur?" diye sorar. 
Ali Paşa da, "
Evet, Sultanım okumayan insan hiç kadı olabilir mi?" cevabını verir.

Padişah bunun üzerine, "
Ya!
Madem ki okumuşlardır, niçin harama yönelip günah işlerler; yaramazlıklar ederler?" der.


Ali Paşa cevap olarak, "
Sultanım! Bunların gelirleri azdır." der.
Şimdiki zamanda kadılar binde yirıni resim alırlar, o da Ali Paşa gayretiyle olmuştur.
Bu sebepten onu, kadıların gelirleri çok olsun diye Ali Paşa başlatmıştır.


Paşalarda kadı askerleri ise artık hoş görmeleri lazım.


Şiir



Cihana hükmetmek padişahların elinde ise de,
Onun kulpu bilgili olanların dilindedir.
O kulpa binlerce hile ipini takıp
Müslümanların yolunda tuzak kurarlar.
Özellikle bir softa alimler safına geçerse
O, padişahların ülkesinde ne hileler yapar.

Sözün kısası Osman neslinin günah işlemesine ve haramlara sapmasına ilk önce Ali Paşa sebep olmuştur. 

Çünkü hile ve oyun bilen pek çok Arap ve Acem bilginleri onun yanına çok gelip giderlerdi. 
Bilgin yoldan çıksa ışık olur, ışık da azarsa şeytan olur.

Aşık Paşazade 1 Osmanoğullan'nın Tarihi

Yorum Gönder for "SULTAN BEYAZITIN KADI'LARI YAKTIRMASI "